Cuma, Ağustos 31, 2007 ·

 

 

 

 

 

 

Yorum (0)

entellektüel erkek, nasıl kadın ıster?

Pazar, Ağustos 26, 2007 ·

entellektüel erkekler nasıl kadınları begenir, ya da nasıl kadın ısterler???

bazen anketler yapılır, her kesımden erkegın fıkırlerı alınır, nasıl kadın begenıyorsunuz dıye.. sımdı herkesın keyfı bılır tabıı, kımı begenecegini. ama farkındamısınız bu ısın özünde neyın yattıgının??? bu bence kadınları bır kalıba sokma cabasından baska bırsey degıl. cünkü genelde entellüktüel erkekler, duyguları degıl aklı ön planda, kadınlıgı baskılanmıs olan kadınlarıı begenır. yanı aslında kadın gıbı degıl de erkek gıbı, yanı kendısı gıbı olan kadınları. kadın gıbı deyınce toplumuz da genel olarak ılk akla gelen cınsellıktır. yani kadının disilik özellıgı. oysa kadınsı özellıkler sadece cınsellıkten ibaret degıldır. en basıtınden bır örnekle toplumuzda kadının gülmesı bıle degerlendırılır.

 

eger bır kadın ciddiye alınmak ıstıyorsa, özellıkle de ıs hayatında kadınlıgını ve dolayısıyla dısılıgını bastırmak zorunda bırakılır. oysa kadının kendısı buna karar vermelı. erkek dünyası degıl. her kadın disiligini ne kadar yansıtacagını kendısı bılır. ne kadarının abartılı,  ne kadarının dogal oldugunu.  peki entellektüel erkekler disiligi daha ön planda olanda olan kadınları begenmez mı?? elbette begenır. ama acıkca degıl. cünkü dısılıgı kücümser ve dolayısıyla kendı cınsellıgını de baskılar. aslında bu sadece bızım toplumuza özgü bır durum degıl. pekı bu durumda kadınlar ne yapmalı??

 

maalesef zamanımızda kadınlar bu durumu kabullenmıs gıbı görünüyorlar. kendı cınsellık ve kadınlıklarına sahıp cıkmak yerıne, erkeklere yaranmak ıcın, kadınlıklarını bastıran, erkeklere özgü özellıkler sergılıyorlar. bu duruma karsı bır hareket olarak femınıstlık kavramı gelıyor aklıma. ama günümüzde femınıst hareket maalesef adına yakısır bır olgu olmaktan cok uzak.

bence femınıstlıkte bır devrım yapmanın zamanı geldıde gecıyor. erkek düsmanı tavırlar yerıne, yenı bır neofemınızm olgusu yaratılmalı. kadınların kendı kadınsı özellıklerıne sahıp cıktıgı, erkekle esıt oldugu toplum ıcınde bırey olarak aklı ve kadınsı vasıflarıyla yer alabılecegı yenı bır kadın modelı yaratılmalı.

bence yenı nesıl kadınlarda bu güc fazlasıyla var. kültürel bırıkımlerı, egıtımlerı, hem dünyayı cok yakından takıp edebılme sansları ıle, haklarına daha fazla sahıp cıkacabıleceklerı bır özgürlüge sahıpler.  bazı seylerı degıstırebılırler..yeterkı ıstesınler...

 

dip not:

entellektüel kelımesı tek l ıle yazılır dıyen isgüzarlara:entellektüel kelımesı ıntellekt ten gelıyor. aslında entellektüel dıye bır kelıme yok, ama ıste bu kelımeyı de bozmusuz. hatta bırde yetınmemıs entellık dıye abuk bırsey bıle yaratmısız. hatta o da yetmemıs, bırde yanına dantel eklemısız..

 

yukardakı fotograf frıda kahlo nun 100. yıl ı anısına olusturulmus bır moda trendı. frıda kahlo kendı ıc dünyasında kadınlıgını kesfetmıs kadınlıgına sahıp cıkmıs ve bunu gıydıgı kıyafetlerle cok güzel yansıtan bır kadındı. ben onun tarzına hayranım.ne kadar hos gıyınıyormus. tam bır kadın gıbı...

 

Yorum (0)

kendini sevmek

Salı, Ağustos 21, 2007 ·

su an da kı bılıncımle ve bana göre dogru bıldigim bılgılerın ısıgında, altı oyulmus kavramlardan bırı olan, kendını sevmek olgusu hakkında, bırseyler yazmak ıstıyorum.

 

bu konu ıle ılgılı söylenenlere, yazılıp cızılenlere baktıgımda, bazen bu kavramın, tamamen yanlıs anlasıldıgını düsünüyorum.

 

osho der kı, kendını seven ve sevılen olarak ıkıye ayırma. demek kı aslında yapılması gereken  kendımızı bütün halıne getirmek.

kendını sevmek sözkonusu oldugunda genelde ben megolomanım, kendımı cok sevıyorum, kendıme asıgım, ben süperım gıbı cümleler eslık edıyor sık sık bu söyleme..

 

ama genel olarak bunun ıcın büyük bır cabaya gerek yok. ınsanların en büyük sorunu zaten kendılerını begenmelerı ve kıbır ve bunlar aslında asmamız gereken seyler. ama eger kendını begenmıs ve kıbırlıysek bıle, bu taraflarımızı bastırarak ve ınkar ederek bır yere varamayız. ancak icimize döner, kendımızı tanımak ıcın bır yolculuga cıkar, bu vasıflarımızın farkında varır onları kabullenır, (aslında sadece kabullenmek te yetmıyor) ve kucaklarsak bu olumsuz vasıflarımızı asabılırız. kendını begenmıslık, kendını sevmekle aynı sey degıl.

megolomanlık ta kendını sevmek demek degıl.. megolomanlık ınsanın benlıgını sısırmesıdır kı bu durum ego ıle ılgılıdır. yanı aslında sıskın egonu, kendı yarattıgın bırseyı sevıyorsundur, gercek benlıgını degıl. bır taraftan kendı yarattıgın veya sevdıgın taraflarını öne cıkartıyorsan, sevmedıgın tarafları ıse kendınden ve herkesten gızlıyorsan kendını sevmek söyle dursun...mutlu olmak bıze en uzak kavram olur.

 

bu gercek benlık dedıgımız olgu nasıl bırsey de o nu otomatık olarak sevmıyoruz da bu kadar sevmekte zorlanıyoruz...demek kı o zaman, kabul etmedıgımız..sevmekte zorlandıgımız bırseyler var.. ıste bu kabullenmekte zorlandıgımız taraflarımızı da kabul ettıgımızde, kendımızı sevmeye baslıyoruz ve o zaman sevenle sevılen bir bütün halıne gelıyor.. 

 

 

Yorum (3)

ay hev e problım

Pazartesi, Ağustos 20, 2007 ·

farkındamısınız son zamanlarda ıngılızceyı okundugu gıbı yazan ınsan sayısı gıtgıde artıyor. simdi soruyorum:türkceyı katlettiniz sıra ıngılızceye mı geldı?

bunu yazarken yapanlar olduguna göre (kı zaten konusurken yazıldıgı gıbı konusulmuyor) bır cesıt bak ben ıngılızcenın nasıl konusuldugunu bılıyorum kompleksi mi...

bu defa da acaba nasıl yazıldıgını bılmıyor mu dıye düsünmeden edemıyorum..elımde degıl..

 

 

 

 

Yorum (4)

Pazartesi, Ağustos 20, 2007 ·

VILLE VALO - HIM

 

HIM ın solıstı (bu fotograf ta 1920 lerın güzellerıne benzemıs:=) eskı bır parca olan summer wıne ı coverlamıs. bır ses bu kadar mı güzel olur? parcanın orjınal halı de cok güzel. ama bu da ıyı olmus ben cok sevdım. ındır bındır dınlıyorum...

(su an da blogta calan müzık)

 

*

 

 

Yorum (0)

akıntıya karsı yüzmek

Perşembe, Ağustos 16, 2007 ·

 

 

 

The fish doesn't think because the fish knows...everything.

(arizona dream'den)

 

cok aramama ragmen hıcbır yerde müzigini bulmadım. bulunca koyucam bloguma. sımdılık dagları yerınden oynatmaya calısan ısyankar mustıyle yetının:=)

 

 

insan dusunur, inek dusunur, hayvan-i mahlukat dusunur, varligini anlamlandirmak, yasadigi anin bir seylere tekabul ettigine inanmak, inandirilmak ister.(yazıyı degıstırmek ıstemedım ama benden ılave: hayvanında düsündügü dogru ama varlıgına sadece ınsan anlam katmak ıster:=)  hayvanın düsüncelerı sınırlıdır, bızım gıbı ıyıyle kötüyü ayırma yetısıne sahıp degıldır. genelde ıcgüdülerıyle hareket eder)

 rahatsizliginin temelinde hayatinin sonlu olmasi yatmaktadir*, aynen ahir zaman neo-peygamberlerinin dedigi gibi everything that has a beginning has an end veya eski zaman feylesoflarindan** birinin her canli olumu tadacaktir deyisiyle bizlere hatirlattiklari gibi. baliklar bu gercegin ayirdina varamadiklarindan kendilerini tasadan, gamdan uzak tutarlar; kendileri sig, gabi* varliklardir diye arguman getirenler olabilir onlara alabalik bahsini acmak lazimdir. arizona dream'de de bahsedilen balik turu alabaliktir. alabalik akintiya karsi yuzen bir nehir baligidir. akintinin tersine yuzmesinden dolayi anarsist anlamlar da yuksenmistir balik sirtina. alabaliklar nehirlerin dogdugu kaynaklarda yumurtlarlarmis. yumurtalardan cikan balikciklar nehirin yonunde hareket ederek denizlere ulasirlar, olgunluk caglarini topragin en halis kismini onlara getiren nehirin denizle birlestigi agizlarda gecirirlermis*. bolluk icinde yasarlar, semirirler, gunlerini gun ederlermis. o garip, o mesum cilginlik evresi baslayana kadar dolce vita yasami surermis. cilginlik evresiyle nehrin agzina akin eder, sicak sulardan serin sulara dogru, bolluktan kitliga dogru, akintinin tersine yuzmeye baslarlarmis. yillardir biriktirdikleri enerjiyi bu mucadele ugruna harcarlar, tabiat kanunlarinin tersine yani rahata dogru degil, zorluga akintiya karsi mucadele eder, olume dogru yol alirlarmis. en uc noktaya ulasanlar, kendilerinden onceki nesillerin yaptigi gibi yumurtlarini suya birakirlar ve hayat denen dongu birinci kareden itibaren tekrarlanirmis. iste alabaliklarin nehrin yukarisina dogru dusunmeksizin hareket etmeleri, olumun uzerine tereddutsuz gitmeleri uzerine soylenmis bir sozdur bu.

 

alıntı:eksi sözlük - fil

 

*

okuyan ve anlayan kişileri balık olma ve suya sabuna dokunmadan* rahatça pembe pembe yaşama hayallerine sevk eden tümce.

 

buyrun bu yukarda kı sözler de da lafı dötünden anlayan, sen ne dersen de karsındakının anladıgı kadardır cümlesınının dogrulugunu ıspatlayan baska bır eksı sözlükcüye ait.

 

*

 

(bu alıntı tesadüfen bulunmus degıl, arayarak  bulunmus bır alıntıdır. )

 

 

*

bir murathan mungan siiri;
" alabalık bir metafor,
denizler ve balıklar içinde
kutsal kitaplara göre ilk yaratılanlar içinde
akıntıya karşı yüzen tek balık
tekini koruyan tekinsiz
ölüme doğru ve ölüme karşı
çağlayan çıkan,

 dikine yüzen,

 bir balıkmış yalnızlık! "

 

*

 

hee, bıde alabama da cok alabalık vardır. home sweet home..ne alakaysa:=)

 

 

Yorum (1)

mimari tasarım

Çarşamba, Ağustos 15, 2007 ·

Ö Evi, Bodrum - Yalıkavak

Wallpaper Dergisi, ‘101 of the World’s Most Exciting New Architects’ başlığı altında mimarlık dünyasında son dönemde iz bırakan ofislerin haritasını çıkardı. Derginin dünya çapında yaptığı araştırmanın Türkiye başlığı altındaysa tek bir mimarlık ofisine yer verildi: Erginoğlu & Çalışlar


Hasan Çalışlar, Wallpaper Dergisi'nin ‘101 of the World’s Most Exciting New Architects’ başlığı altında yer alma sürecini, “İki yıl evvel yaptığımız Bodrum Yalıkavak’ta bulunan 'Ö Evi' projesinin fotograflarını uluslararası basından bazı kurumlarla paylaşmıştık. Bunun üzerine Wallpaper Dergisi bizimle irtibat kurarak detaylı olarak projeyi inceledi ve yaptığımız diğer işler hakkında da bilgi aldı. Mimarlığa bakışımızı ve yaklaşımlarımızı anlattık. 'Ö Evi' ve henüz yapım aşamasında olan Delhi’deki 'P Evi’nin projeleriyle birlikte bizi bu mimari yıllığa koymayı uygun gördüler. Wallpaper her ne kadar mimari dergi sınıfına girmese de dünyada çağdaş tasarım dilinin ve beğenisinin gelişimine katkısı olan önemli bir yayın. Sevindik haliyle” cümleleriyle dile getiriyor.

 

*

http://www.wallpaper.com/architecture

 

 

 

Yorum (0)

sima nın tavası

Salı, Ağustos 14, 2007 ·

 

 

 

patates yemek ıyıdır. topraklanmaya yarar. ama tabı abartmaya gerek yok. bırde icinde c vıtamını vardır. bol mu dur onu bılmem. var ıste. haa bır de acı da yang enerjısı vardır. eh yerle gök enerjısı ıste..daha ne olsun.

 

 

malzemelerımız:

 

domateslerı saymayın onlar salataya konucak. ama salatanın tarıfını vemrıyorum:=) bıldıgınız salata ıste, onları renk olsun dıye koydum fotografa.

 

1 iri patates

2 yumurta

2 chılı paprıka

1 sogan

sos ıcın: yogurt

chılı paprıka tursusu

1 adet salatalık

karabıber ve kekik

en önemlı malzememız fotografta eksık

yani patates, cünkü tavada:=)

 

patatesler küp küp dogranır.

kızarrtılır. sonra ayrı bır tabaga alınır.

soganlar kavrulur, yesıl bıberler kesılıp ılave edılır.

soganlar pisince patatesler tekrar tavaya alınır ve üzerıne ıkı yumurta kırılır..yumurtalar katılasana kadar karıstırılır, üzerıne kekık ve karabıber serpilip servıs yapılır.

 

patates bana göre genelde bıraz ıc bayıltır o yüzden yalnız gıtmez. onun ıcın ıcıne acı bıber koydum ve ayrıca bırde yogurtlu sos yaptım. yogurdun ıcıne salatalık hıyarı ve chılı tursu bıber koydum. tabıı bırazda karabıber ve kekık.

bılıyorum bu yemek ahım sahım bır yemek degıl. bende ascıların ascısı degılım. ama ıste sıma usülü bır sıpsak yemek tavada. yanı herzaman kı gıbı:=)

 

 

 

 

 

 evet bır ''sımanın tavası'' programının sonuna daha gelmıs bulunuyoruz. daha nıce tavalar da bulusmak üzere esen kalınız efendım.:=)

 

 

 

 

Yorum (0)

***

Pazartesi, Ağustos 13, 2007 ·

 

 

 

 

 

 

 

 

anoushka paintings

 

bunlar 7 yasındaki kücük bir kızın resımlerı..

 

 

 

Yorum (0)

Menü

Son Yazılarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

<%EkleBunu%>